İnsan Memleketini Niçin Sever?


“Başka çaresi yoktur da ondan” der “Vizontele” filminde Belediye Başkanı rolündeki Altan ERKEKLİ...
Bizim memleket sevgimiz çaresizlikten öte, çare olma uğraşı veren insanlarımızla birlikte mücadele etmekten geçer. En ufak bir sosyal etkinlikte dahi kılı kırk yaranlarla uğraşmaktan tutunda, siyasi anlamda, çare olma iddiasındakilerin takibine kadar, uğraş vermemizin sebeplerindendir memleketi sevmek…
Nasıl ki düne kadar, bu ilçede yaşadıklarından bile haberdar olmadığımız insanların ama şöyle, ama böyle bir yerlere gelmesiyle bizden daha fazla memleket sevdalısı olduklarını iddia edemeyecekleri gibi; olumsuz durumlar karşısında da birilerini gelişime engel göstermeleri kabul edilemez.
Hoş, sadece bir yerlerde boy gösterenlerin, memleketin her şeyini değiştirmeye muktedir bürokrat oldukları havasına bürünmeleri, çevresinin yalakalıklarıyla “Her şeyi bilir, HERBOKOLOG” olmayı düşünecek hadsizlikleri, değme çadır tiyatrolarından alamayacağız büyük bir kent tiyatrosudur.
Çevresindeki ibişlerle bu memleket için neler neler yapmamışlardır ki ! Ama öncelikle bu memlekete hizmet verebilmek için kendi çıkarlarını gözetmek zorunda kalmıştır. Günün konjonktürüne göre, parti olur, cemaat olur, dernek olur, o olur, bu olur; önce oralara kapaklanmıştır.
El öpmelerle başlar iş.
E doğrusu da bir yerden başlamak gerekiyorsa, elden başlar, oradan memleketin ebesine (!) doğru uzanır bu yol…
Esasında memleketimizde geçmişten bugüne başımıza gelen birçok olumsuzlukta adamlık peşinde olan, kartvizit tipleri yüzünden meydana gelmiştir. Bırakın koltuğunu, kartvizitini dolduramayan bu şahıslar, bürokraside, siyasette, derneğinde, eğitiminde karşımıza çıkınca arada neler neler kaybolmamıştır ki…
Hani memleket hikâyelerinin meşhur mitidir; Falancalılar birbirlerini sıkı tutarlar diye… Bizde de öyledir, hem de daha sıkı sıkıya tutarlar. Ama iş görmek için değil, kendinden öte geçmesin diye tutarlar.
Ya da ibişlerine tuttururlar !
Bir insan memleketini bu ibişli soytarılara rağmen sevip “mücadeleye devam” diyorsa, memlekete sevdalı değil, kara sevdalıdır. Çok sevdiği memleket, defalarca ihanet etse bile !
Birileri bulunduğu mevkilere gelmek için, el, etek, ayak öperken, bir başka yerde birileri, bir şeylerin düzelmesinin bedellerini ödeyip, mahkemelerde yargılanabiliyorsa, oturup, düşünecek, hatta hadlerini bileceklerdir. Bildirmekte gerekmektedir. Bu mütevazılıktan öte memlekete yapılacak en büyük hizmettir.
Düzeni bozulasıya kadar düzenin adamı olanların, gördüğü itibar, bir başka konjonktürde de boy göstermelerine sebep olmaktaysa da, bizlerin sevdası bitmez.
Ve ülke sevgisi, her şeyden önce insanın kendi memleketini sevmesiyle başlar. Lokalden genele uzanan vatan sevgisi üst üste dizili tuğlalar gi-bidir. Bu işin çimentosu ise, “biz” karışımlı çalışma, paylaşma, bir işin değil, her işin ucundan tutmaktır.
Klavye tuşlamak değil !
Ha bir de, yazıyı bitirmeden eklemeliyim;
Çadır tiyatrosunun ibişleri gibi pervane oldukları adamlarıN bir de sanal ortamda şakşakçısı klavye ibişleri türemiştir ki, bu tipler çok daha renklidir. İzlemenizi şiddetle tavsiye ederim. Ben böyle klavye ibişlerini çok seviyorum. Sosyal paylaşım sitelerinde beğenip dürtüyorum.
Sizede tavsiye ederim. Like yapın ve mutlaka dürtün!!! 
 

ercankolku@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
26May
09May

HEYMAN VE KORONA TEDBİRLERİ

01May

KORONA GÜNLERİ 15-19

03Nis

KORONA YAZILARI 12-14

01Nis

KORONA NOTLARI 9-11