ANLATILAN SENİN HİKAYENDİR?


“Kalıbına tükürmek “ deyimi uygun kaçmayan davranışlar ve sözler ima eden kişiliklere söylenen ayıplama sözü.

Yani birazda kendisinden beklenmeyen davranışlarda bulunanlara kibar yollu sitem ve hakaret…

Mesela Türkiyenin en büyük sendikası olmakla övünüpte,  üyen olan işçinin hakkını savunamıyorsan “Kalıbından,büyüklüğünden utan “ derler.Derler mi derler….

Mesela genel genel başkanların 4X4’e binerken,  alt kademede varlık sebebin,o konumda bulunmayı borçlu olduğun işçilere  ÖZEN’e ÖZEN’e 4+4 imzalar attırmaya çalışırsan  bağlı olduğun örgütün,  kalıpları tartışmaya açılır.Kalıbı küçük ayakkabının yürümeyi engellediği ve ayaklarda yaraya yol açmaya sebeb olduğu gibi,  tökezlemeyede neden olacaktır. Ayakkabı bir numara büyük alıp seneye giyer mantığıyla  2 yıllık anlaşmada  oranları artırırsan ayak rahat edecek,,savunduğun veya görevin olan işçiyi savunduğunu  ifade edebiliriz. Yoksa sıkan ayakkabı, sadece giyeni değil,  rahat olayım diye ayakkabı  alma yetkisi verilen insanlarıda sıkacaktır. Hemde tüm bedeniyle…

            Aslında işlem basittir. 4X4= 16… Ama 4+4 = dediğin zaman, 16’nın yarısını veri,i buda 8 eder.( Matematiğim zehirdir!!!)  … Haklarını savunduğun işçinin haklarıda  + işaretini X ya dönüştüremiyorsan…Bu işin birde bölmesi vardır ki 4:4=1 ‘i verir ve 1 sen kalırsın buralarda,temsil edecek, üye olacak bir işçi bulamazsın…

            Konumu?  Kalıp meselesi…

ANLATILAN KİMİN HİKAYESİDİR?

Bir 2011 Kasım’ı..

Ömrüm boyunca unutmayacağım bir andı Gizem’in Beyaz Show’daki hâli.

Ellerini önünde birleştirmiş, başı hafifçe eğik, konuşmadan önce parmak kaldıracak kadar saygılı…

Aynı zamanda müthiş öfkeli, şaşkın ve isyankâr. Öğretmeninin çektiği, sınıf arkadaşlarına “Babam inşaatlarda çalışıyor, delik botlarla geziyorum ama okulda şımarıklık yapmıyorum; sizin her şeyiniz var ama hep düzeni bozuyorsunuz” dediği YouTube videosu çok izlenince televizyona çıkarmışlardı Gizem’i. Orada da toplumun kendi gibilere layık gördüğü yere isyan ediyordu.

Bir stüdyo dolusu seyirci bu “büyümüş de küçülmüş” kıza kahkahalarla gülerken şaşkın gözlerle bakıyor, çatık kaşlarını bir an olsun kaldırmıyordu. Karşısındaki kitle sinirlerini bozmuştu. “Ne gülüyorsunuz” dediğinde, insanların kendisine gülmesine kızmıyor, anlattıklarında gülünecek ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. İsyan ettiği gerçeklere başkalarının da isyan etmemesini aklı almıyordu.

Sadece öğretmenine engel olan valinin değil, anlattığı acılar karşısında kahkaha atmaktan utanmayan herkesin “kalıbına tükürecek” kadar öfkeliydi.

O programdan kısa süre sonra, şofben zehirlenmesi sonucunda 11 yaşındaki ablasıyla birlikte hayatını kaybetti. Aradan geçen sekiz yılda unutmadım Gizem’i. Günün birinde hikâyesini herkese anlatmak için, onu eski bir gazete kupüründe tarihin acımasız unutkanlığına terk etmemek için kendime verdiğim sözü hiç çıkarmadım aklımdan. Ne şekilde olacak bilmiyorum ama bir gün bu hikâyeyi anlatacağım.

“Ne gülüyorsunuz?” diyeceğim sonunda da, “Anlatılan sizin hikâyeniz değil mi?”(Turgay Bakırtaş)

 

ercankolku@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
26May
09May

HEYMAN VE KORONA TEDBİRLERİ

01May

KORONA GÜNLERİ 15-19

03Nis

KORONA YAZILARI 12-14

01Nis

KORONA NOTLARI 9-11