ÇAKALLAR,DENİZ YILDIZLARI VE İNSANLIK YALNIZ DEĞİL


Şahsım adına her zaman ifade ettiğim  kendim ile alakalı tespitim vardır;” Ne olursa olsun benden birinci adam olmaz,ama çok iyi bir ikinci adam olur”

Bunu söylerkende bilgi,birikim ve becerilerimin yetmeyeceği gibi bahaneler üreterek değil bilakis kendimi çok iyi tanıdığımdan,altından kalkamayacağım yüklerin ise ruhumu paçavraya çevireceğine olan inancımdan kaynaklanmaktadır. Yoksa Allahın izniyle üstesinden gelemeyeceğimiz iş yoktur.

Nedir altından kalkamayacağın yükler derseniz, işte bende bu makalede bunlardan bahsetmeye çalışacağım. Elbette takdir siz değerli okurlarımızındır.

 

Emet belediyesinin sosyal projelerini gerek sosyal medyadan gerekse gazetemizden okuyorsunuzdur.Yine kaymakamlık vasıtası ile yıl içinde yapılan yardım ve destekleride…Emet babuk bey aşevi,Emeti hatun derneği çalışmalarınıda…Bizlerse basın yayında çalışmamız itibarı ile bizzat bir çok olaya şahit oluyoruz.Devletimizin tüm imkanlarını seferber etmesine rağmen, bundan bir haber  olan vatandaşlarımız da var.

Veya devletin sağladığı imkanlara rağmen yaşam seviyeleri yükselmeyen sadece gündelik yaşamını idame ettirebilen vatandaşlarımız var. Fakir vatandaşın gururunu elbet bilirsiniz.  Devletten karşılıksız yardım almayı ar gören, başının çaresine bakmaya çalışan insanlar…

Halısı dahi olmayan evler, engelli çocukları için çırpınan aileler,hasta çocukları için gözyaşı dökenler,işsizliğin  kıvrandırdığı insanlar…

            Emet belediyesinin ve ilçe Kaymakamlığının sosyal yaşamı iyileştirme adına çabalarının yetmeyeceğini,hazıra alıştırma gibi basite indirgemeyi  düşünen insanlara,“Bir deniz yıldızıda sen kurtar” deyip,destek vermeleri gerektiğini defalarca söylemek gerektiğini düşünüyorum.

            Hoş, hayatında her şeyi başkalarının yapmasını bekleyen  negatif düşünceleri onlarca insandan  deniz yıldızı hikayesini bilmesinide bekeyemezsiniz ama,biz genede sabırla yazmaya devam edelim;

 

KURTARABİLDİĞİN KADAR DENİZ YILDIZI KURTAR

 “Adamın biri sabaha karşı okyanus sahilinde, güneşin doğuşunun keyfini çıkarmak için sahile indiğinde  birini görür. Biraz yaklaştığında sahile vuran deniz yıldızlarını okyanusa atan bir çocuğun olduğunu fark eder. Çocuğa yaklaşarak sorar:

-Deniz yıldızlarını neden okyanusa atıyorsun?

Çocuk der ki:

–  Güneş yükseldi mi, sular çekiliyor. Onları suya atmazsam susuzluktan ölecekler.

Adam devam eder:

– Sahil kilometrelerce uzanıyor ve binlerce deniz yıldızı var, hangi birini atacaksın. Ne fark edecek ki?

Çocuk, adamı dinledikten sonra bir deniz yıldınızı daha okyanusa atar ve cevap verir:

–Bu deniz yıldızı için fark etti bile! ”

 

Her şeyi değiştirmeye gücünüz yetmese de denizyıldızları hikayesinde olduğu gibi kurtarabildiğiniz kadar deniz yıldızını kurtarma çalışmaları…Üstelik ürettiğiniz çözümlerin  büyük bir yangında birkaç kova su etkisi gibi kalacağını görseniz bile…

 

İnsana yakışan  bu çalışmaları takdir etmesini bilip,elden geldiğince destek vermek ...

Eğer bu insanlarımızın yaşamlarını görseniz,Partisi,düşüncesi,kime karşı olduğu gibi gündelik kavramların hiçbir öneminin olmadığını anlarsınız.Ve bu çalışmalarda  insanalrı şucu bucu diye yargılamanda yapılan yardımları gördükçe sizde elinizden geldiğince mücadele etmek istersiniz.

.O sebeble   hayata geçirlen projelerle İNSANLIĞIN YALNIZ OLMADIĞINI  göstermek kim ne derse desin takdire şayandır. Emevzusuna  gelince…

Toplumda oluşmuş önyargılar, bazen mevzuata takılmalar, yeterince istihdam yaratıpta işsiz insan  bırakmanın imkansızlığı, en ufak işte bile onlarca evrakla uğraşmak daraltır beni ,tüketir. Değişim ve olabildiğince deniz yıldızı kurtarmak için mücadelemden asla taviz vermem.Ama öne geçipte biz deniz yıldızları ile uğraşırken,çakallarlada uğraşmak zorunda kalmanın enerjimizin boşa gitmesine neden olacağını düşünmekteyiz.

 

Velhasıl dostlar Hz. Ali’nin aktardığı  “Bir gün Ömer’i, binekli olarak ve telaş içinde, hızlı hızlı giderken gördüm; “Ya emire’l-müminin nereye gidiyorsun?” diye sordum. “Devlete ait develerden biri kaçmış, onu aramaya gidiyorum” diye cevap verdi. O zaman ben: “İnan ki, senden sonra bu milleti idare edecek olanlara ağır bir yük bırakıyorsun! Herkes senin yaptığını yapamaz!” dedim. Bunun üzerine şöyle konuştu: “Hz. Muhammed (sav), hak peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki, Fırat kenarında bir oğlak kaybolsa (yahut bir kurt bir koyunu kapsa) korkarım ki kıyamet gününde onun bile hesabı Ömer’den sorulur!” kıssasını düşününce…

Hesap gününde çakallarla mücadelemden çok,denizyıldızlarını kurtarma mücadelemle hesap vermek isterim.

 

***********

TARİHE NOT DÜŞÜN ,KARŞIYIM!

 

            Emet sülfirik asit fabrikası yapım ihalesi Nisanda ihaleye çıkıyor. Emet’in suyunda toprağında dolaşan zehir, artık havasında da daha çok kendine yer bulacak.

            Kim ne derse desin, barajdı gelinen teknolojiydi,hepsi hikaye…

            Sülfirikasit fabrikası bölgemizde doğal dengeyi sarsacak…

            Bu konu 3-4 yıldır gündemde…3-4 yıldırda neden karşı olduğumuzu defalarca yazdık…50-60 kişi istihdam edilecek fabrika ile cennet Emet belikde cehenneme dönüşecek…

            Tabiî ki yazmakla her şey düzelmiyor…

            Ama geleceğin gazetecileri için gaziemet arşivlerime notumu düşüyorum…

            Zehir saçacak fabrikaya karşıyım kardeşim… Çocuklarım için,torunlarım için Emet ve Hisarcık halkım için… Karşıyım…Bu böyle biline!

ercankolku@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!