Hay Coronalar Öpsün Seni,Ama Sadece Seni!


“Takdir-i İlahi,Coronadan  ölmese başka hastalıktan ölecekti…”
    “ Ecel geldi mi başağrısı bahane…Bunun bahaneside virüs oldu”
    “Kaderimde varsa bu virüsten ölüm, maske falan hikaye kardeşim.”
    “ Bize bir şey olmaz… zaten yediğimizden içtiğimizden  bi dünya virüs alıyoruz.Çoktna nalları dikmek lazım”
    “Yazıldıysa alnımıza,kaderde de varsa… Kolonya kazanında yıkansak aslı yok”
Elbette takdir-i ilahi kardeşim de, neden her gün kaldırımdan yürüyor,yola inmiyorsun?
    Varsa kaderinde yolda araba çarpıp ölmek,  ölürsün,aksi halde yoldada yürüsen bir şey  olmaz?İnancın mı zayıfta kaldırımdan yürüyorsun?
    Hakikaten virüs kadar cehaletlede mücadele ediliyor…
    Tedbir bizden takdir Alah’tan… Kardeşim sen ana yolda kaldırımdan yürüyeceksin. Ha kamyonun birinin freni patlar kaldırıma çıkar gelir seni ezer,işte bu Takdir-i lahidir.Ama cahilce,bana bir şey olmaz diyerek  yolun ortasından ortasından gitmek cehaletin ahmaklığını daniskası olup, meftayada niyazi denmektedir. Bu böyle biline…
    
 BU VİRÜS  EL YÜZ YIKAMAKLA GEÇMİYOR!
    Bir sağlık yöneticisinin sosyal medya hesabından paylaştığı şu söz iyi bir örnektir aslında; 
“Türkiye’de halk arasında tedavi şekli; Bi git elini yüzünü yıka hiçbir şeyin kalmaz”
Bu söz Emet’tede kullandığımız sözlerden biridir… Elini yüzünü yıka açılırsın…
Hastalandığımızda doktora gitmek yerine kendimizce iyileşme yöntemleri aramak gibi bir alışkanlığımız var. Hayata son verme gibi acı olaylar karşısında da tek tesellimiz “Takdir-i İlahi. Vadesi bu kadarmış” şeklinde bir söz sarf etmek. Bu sözü sarf ederek ölümleri geçiştiremeyiz.
Bir insanın hayatını kaybetmesi söz konusu iken, bu olumsuz sonuca giden sebepleri araştırmak, yeniden tekrarlanmaması için tedbir almak veya uyarısı olmak gibi bir eğilimi ortaya koyamıyoruz maalesef. Teselli aramak yerine çözüm aramak daha faydalı sonuçlar verecektir. Bizler buna odaklanalım.
İNTİHAR EN BÜYÜK GÜNAHSA, TEDBİRSİZLİKTEN VEFAT NASIL SAYILMALI?
Dinimizde İntihar kabul edilemez büyük günahlardan sayılır. Coronaya karşı tedbir almamakta bir nevi intihar değilmidir? Hiçbir tedbir alma dan coronadan ölürsek,takdir-i ilahi deyip hesaptan kaçabilirmiyiz? Üstelik bulaş riskiyle toplumsal ölümlere yol açabilecekken…
Dinen kendi vücut ve akıl sağlığımızı korumakla mükellef değilmiyiz?Üstelik bulaş riskiyle  başkalarının hayatına mal olmak adına  tedbirsizlik büyük bir suç ve günah değil mi?
Din görevlilerimiz ve İlçe müftülüğümüz  bir başkalarının ölümüne neden olabilecek kul hakkı, tedbirsiz ihmalle, intihar kabul edilebilinecek duyarsızlığa dikkat çekmeli…  Camiler ve Din görevlileri haftasında Slaı günü stantlar açarak bir farkındalık yarattılar. Devamını getirerek, hastalık ta kul hakkı konuları toplulumuza iyice aktarmalılar.
Aksi halde, taziyeleri dolaşıp resim çektirip sosyal medyada ‘filancanın taziyesindeyiz' sözüne başsağlığı mesajı ekleyerek Fatiha okumaktan öteye geçemeyiz.


TESTİ KIRILMADAN…

Ama testi kırılmadan  da tedbir alalım, hayatlar bir bir kayıp gittikten sonra ‘Takdir-i İlahi' diyerek teselli aramayalım diyorum. 
Ve tüm siyasileri, kamu kurumlarını, sivil toplum örgütlerini bu alanda sessizliğimizi bozmaya, yeni hayatların kaymaması ve toplumsal bir bilincin oluşması için harekete geçmeye, kâğıt üzerinde değil, reelde hissedilen çalışmalara odaklanmaya davet ediyorum.
Onun içinde her covid vakasını, her ölümü  topluma aktaralım ki halk biraz silkelenip, ne oluyor desinler…Vehameti,tehlikeyi  gözler önüne açıkça serelim.

Bir atasözü der ki; “İnsan bilmiyor ki  insanın önünde ne var”
İyilikler  ve sağlıklar olacağına inanarak hayatı sürdürmek umuduyla…


 

ercankolku@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!