“MAN DOESN'T BECOME FROM YOU”*


Bu sözü sarf eden insan için "adam olmak" her şeyin başında gelir.

"Adam olmak" tabiriyle kastedilen, toplum tarafından genel kabul gör-müş bir ahlaka, kültüre, tavra ve adaba sahip olmak, makbul olarak tanıtılan belli kalıpları üzerinde taşımaktır. Bu değerler sistemi, kalıpları ve kuralları ile toplumun büyük bir çoğunluğunca kabul görmekte ve uygulanmaktadır. Bu ka-lıpların ve kuralların nereden doğdukları, ne derece doğru oldukları ise kolay kolay tartışmaya açılmaz, çarpıklıkları yargılanmaz. Zira toplumun büyük ço-ğunluğunca benimsenen bu yapıyı sorgulamak, kitlelere ters düşmek, geniş bir kesimin tepkilerine hedef olmak tehlikesini de beraberinde getirir.

“Adam olmak” bir sanattır. Sözde gibi görünür ama zordur. Farklı bir duruş sergileyebilmektir. Herkese ve her şeye rağmen, erdem sahibi olabil-mektir. Yılmadan her zaman doğru bildiklerini savunabilmektir. Kimseye “gö-beğin bağlı olmadan” yaşayabilmektir. Hal böyle olunca da, gerekirse yalnız kalabilmeyi dahi kabullenmektir.

Adına “değişim ve hatta ondan öte gelişim” deseler de, dünün farklı fraksiyonlarında boy gösterenlerin bugün günün şartlarına uyar davranmaları adam olmaktan öte, “adamlık yapabilme sevdası”dır.

Adam olmakla, adamlık yapmayı karıştırmayalım lütfen. Zira her insan parayla, siyasi etiketle, öyle veya böyle her mevki ve makama gelebilir ama “ADAM” olmuş mudur, orasını halk bilir !

Bir vatandaş, iktidar partisine neden girdiğini ve hedeflerini anlatıyor;

”Emet’e bir faydamız olsun dedik. Eh, bunca zaman burada ekmek yedik. Bizlerin de birilerine faydamız olur, sevaba gireriz diye düşündük.” Allah için faydası oldu da..! Sevabına ona buna çatmakla,iş takibi yapmakla meşgul oldu.Kazanan tabii ki Emet oldu !

İşte Emet gibi yerlerde, SEVABINA siyaset yapanların çokluğu sebebiyle bir türlü istenilen atılımlar yapılamadı. “ADAM” olmanın kriterleri, uyum, az da olsa para, şekilci abdest-namaz oldu mu, bu ilçede sizden “ADAM”ı yoktur. İşin garibi, hiçbir şahsi menfaat beklenilmeyen üstelik daha cebinizden harcama yapmanız gereken sivil toplum örgütlerinde hep aynı tipleri görürsünüz de bu SEVAPCILARI her nedense göremezsiniz.

Bir de geçip karşınıza size laf eder, yaşamınıza, yediğinize içtiğinize, giydiğinize karışmazlar mı ya, ifrit olursunuz ama sesinizi duyuramazsınız. Çünkü yaşadığınız toplumda genel kabul görenler bu tiplerdir.

Yıllar yıllar önce rahmetli İlhan SELÇUK’un bir makalesinde okumuştum. Üstad diyordu ki;

”Türk memuru, işçisi çalışkandır. Türk insanı, yalanı, hilekârlığı sevmez. Türk insanı, suçlu siyasetçilere hak ettiği cezayı sandıkta verir… Vs vs.. Bir de Bizimkiler var… Bizim memur çalışmaz. Bizim işçi işten kaytarır. Bizim siyasetçi menfaatine bakar. Bizim esnaf malın bozuğunu müşteriye kakalar.. Vs vs… Anlaşılan Türkiye’de 2 tür insan var. BİZİM-KİLER ve TÜRKLER… Bizimkiler ne zaman TÜRKLEŞTİ işte o zaman ADAM OLACAĞIZ demektir !”

İşte biz de diyoruz ki;

Bizimkiler ne zaman Emet’te “BEN” duygusunu aşıp “BİZ”e ulaşabildi, gerçek anlamda sevabına yaşadığı toplum için kaygılanmaya, mücadele etmeye, doğruyu yanlışı ayrıt etmeye başladı işte o zaman ADAM OLACAĞIZ demektir.

Siz, siz olun “ADAM”ları ve ADAMLIK peşinde olanları ayırt etmesini bilin. Farkı nasıl anlayacağız diye düşünüyorsanız Tebrizli Şems’e kulak verin;

Meclise girer girmez köşe bir yere oturunca kendisini başköşeye davet edenlere de şu cevabı verir ŞEMS;

Adam, adamsa oturduğu her yer köşe olur ona ! Adam, adam değilse, köşe bile eşik olur ona !”

*“Senden adam olmaz” demektir. Türkçe anlamayanlar için İngilizce yazılmıştır.

 

 

 

 

 

ercankolku@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
04Tem

Ne Coronaymış Kardeşim!

26Haz
24Haz
19Haz
15Haz