TARİH YOLA YALNIZ ÇIKMAKLA BAŞLAR,BİRLİKLE SÜRER!!!


Çocuk : - Aaa! 
Atatürk : - Noldu çocuk? 
Çocuk : - Senin eline diken batar mı? 
Atatürk : - Batmaz mı? 
Çocuk : - Senin elin kanar mı? 
Atatürk : - Kanamaz mı? 
Çocuk : - Ama, sen Atatürk değil misin? 
Atatürk : - Öyleyim çocuk? 
Çocuk : - Ama! 

Atatürk : - Sen şimdi bırak benim kim olduğumu. Bu gülü yetiştireceksen canın yanacak, elin kanayacak, güneş seni terletecek. "Bu bahçede gül bitmez" diyenler 
olacak. "Gül öyle yetiştirilmez, böyle yetiştirilir" diyenler olacak. 
Sen kendine şunu soracaksın: "Ben burayı gül bahçesi yapmak istiyor muyum? 
Ben burada dünyanın en güzel güllerini yetiştirmek istiyor muyum?" 
Eğer çok istiyorsan, ne eline batan diken ne de söylenenler umurunda 
olacak. Kim olursan ol tek isteğin şu kokuyu duymak olacak

Atatürk : - Anladın mı? 
Çocuk : - Anladım. 
Atatürk : - Aferin sana! Hadi bakalım devam. 

 

Bir bankanın reklam metini olan bu dialogta özellikle son söz daima aklımda kalmıştır;”Eğer çok istiyorsan, ne eline batan diken ne de söylenenler umurunda olacak. Kim olursan ol tek isteğin şu kokuyu duymak olacak. “


Kurda sormuşlar; “Ensen niye kalın?” diye. O da cevaplamış: “Kendi işimi kendim görürüm de.” Öyle görülüyor ki bu kurt, hayatının başrolünü oynuyor.

Çok karmaşık bir dünyada yaşadığımızı biliyoruz. Böyle bir dünyada yaşamak, başkalarının artıları ve eksileriyle karşılaşmak demektir. Şüphesiz bu artılar ve eksiler de, şöyle veya böyle bir biçimde, başarıya uzanan yolda kılavuzumuz olacaktır. Belki de bizi, “kendimiz olmak”tan çıkaracak, “kendi işimizi kendimiz görebilme isteği”nden de caydıracaktır. Oysaki  tarih, düştükleri yola yalnız çıkanların hikâyeleriyle doludur. 

Başarı, “ateş yumağı.” Bu yumağı açmak bize düşüyor. Ancak ateşe dokunmak da güç. İlk anda bu güçlük, insanı yıldırıyor.

İşte bu noktada, bedeli ne olursa olsun, yılgınlığa yakamızı kaptırmamak gerekiyor. Bunu başardığımız, daha doğrusu ilk adımı cesaretle attığımız an, sonrası kendiliğinden gelecek, “yumağın çilesi” çözülecektir.

Çözülüş sırasında yumağı, kördüğüm haline getirmemek için, hedefimizi ortaya koymalı, “Nerede, neden, niçin, nasıl?” adımlarında neler yapacağımızı baştan plânlamalıyız. Öncesini ve sonrasını düşünmeden atacağımız adımlar, eninde sonunda bizi, başarısızlığın dikenli yollarına sürükleyecektir. O zaman da başarı denilen şey, ateş yumağı olarak karşımıza çıkacaktır. Hedefsizliğin verdiği yılgınlık, hangi işe başlarsak başlayalım, her seferinde de bize “yaka silktirecek”, hayatımızı toz duman edecektir. 

Başarı karşılaştığımız problemlerin çözümünü yapabilme, doğru sonucu bulabilme yeteneğidir. Bu yeteneklerini tez ayağa kaldırabilenler, hangi dalda, hangi alanda olursa olsun, daima başarı ipini göğüsleyebilirler. Onların dilinde yılmak, vazgeçmek, unutmak, kördüğüm olmuş tuzaklara düşmek gibi kavramlar yoktur. Onlar çıktıkları her yolda, hedefe kilitlenirler, elde ettikleri bütün başarılarıyla mutluluk içinde yaşarlar.

Kişisel başarı eğer bir cemiyet,parti, benzeri belirli bir kitleyi ileriye götürmek adına değer kazanıyorsa, liderliğe dönüşür. Bir politikacı yöresinin gelişimi için kişisel güçlerini kullanabildiği ölçüde başarılı olacağı gibi,temsil ettiği yöreye de  güç ve kişilik kazandıracaktır. Aynı durum bürokratlar içinde geçerli.

Mesela onca  siyasetçiden  fabrikanın yapımının önünü açtığı için rahmetli Ahmet Derin’in yeri başkadır. Yine onca kaymakamın geçtiği Emet ilçesinde Halis Arslan dedinizmi, tanışmayanlar bile isimin defalarca duymuştur. Yine Emetborda onca müdür gelip geçmesine rağmen Abdullah Çamlı tayin edilince bu millet Mehlemönüne toplanmıştır.Keza İsmail Fidancı denilinde politika ile alakası olmayan bir insan bile belediye başkanı olduğundan bahsedebiliyorsa, gül bahçesi için eline dikenlerin çokça battığı insanlardandır.

Kişilerin toplum reklam panolarında ne kadar çok yer alacak çalışma yaptılarsa o derece akılda kalırlar.

Emet’i gül bahçesine çevirmek ve eşsiz kokuyu tüm ilçeye duyurmak için geçmişten bugüne çalışan ve çalışmaya devam edenlere selam olsun.

Bulunduğu yerden egoistçe ve bahçeyi tarumar ederek, 3-5  gül koparmayı marifet sananlar ise ilçe tarihinin çöp sepetini boylamaya mahkumdur.Ercan KOLKU-2015

ercankolku@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
04Tem

Ne Coronaymış Kardeşim!

26Haz
24Haz
19Haz
15Haz