TORPİL NASIL YAPILIR VE KARŞIYIM KARDEŞİM!


Sülfirik Asit fabrikası  yapımı devam ediyor. 3 seneye kalmaz,  bu fabrika tma kapasite faaliyete geçer.

 2012’lerde Sülfirik asit fb. deyince Eyvah dedik. Çünkü gelinen teknolojide  ne olursa olsun, bu asiti tamamen yok etmenini mümkün olmadığını biliyoruz. Bir şekilde atmosfere karışacak bu asitin, Emet,Hisarcık ve köylerine vereceği zararı düşündükçede ciddi anlamda bu yatırımı sorguluyoruz.

ÇED toplantılarının bir anlam ifade etmediği bir gerçek.Vatandaşı bir şey anlamayacağı teknik konularla ,şöyle zararsız böyle zararsız düzenlenecek raporlarla, kandırmaktan başka işe yaramayan mevzuat toplantıları bunlar. Bandırmasülfirik-asit maceraların, verdiği zararı sürekli takip eden birisi olarak, Şaphane ilçemizdeki sülfürik asit fb. neleri kuruttuğunu bizzat görmüş bir insan olarak kimse benden   fabrikaya olumlu yazı yazmamı beklemesin arkadaş.

Bu sülfirik asit fabrikası zaten yıllardır siyasi çekişmeler  ile kurumuş Emet Hisarcık gibi yerlerde  herşeyi kurutur. 67  vatandaşımızın  üstelik  yükleniciye verilip taşeron olarak çalıştırılacak diye kimse bu fabrikaya çok güzel diye yazacağımızı sanmasın.

Sülfirikasit fabrikası zaten zora giren tarım ve hayvancılık geleceğimizi öldürür.

Sülfirik asit fabrikası turizm yatırımlarımızı, termal otelleri iki taş kanyonu vs vs. arizona çölüne çevirir.

Sülfirik asit fabrikası, ilçelerden göçü hızlandırır.

Sülfirik asit fabrikası insanlarımızın biyolojisini bozar ve çeşitli hastalıklarla ölüm oranlarını hızla artırır.

Suyumuza bir türlü kurtaramadığımız arsenik belası varken havamızada asit katmanın mantığı yoktur .

Milyon dolarlar, milyar ihracatlarla övündüğümüz borikasit tesislerimiz büyüdükçe ilçelere sağladığı katma değer sıfıra doğru inmektedir. Ankara merkezli alım yapıyoruz diye, ucuz alıyoruz derken  gelen bozuk pirinçleri ayıklama meşgulüz! Şimdi fabrika asit nakliyesine para vermeyecek yollarda dökülüp zebil olmayacak diye kusura bakmasın memleketi ve insanları zehirleyemeyeceğiz.

İstihdam diye destek verdiğimiz övündüğümüz kurumumuz kademe kademe  özelleşerek yörelerimizi TAŞERONLAŞTIRIRKEN  hiç kusura bakmasın daha fazla kazanacak diye ilçe halklarımızın  zehirlenmesine izin vermeyeceğiz.

Bu yazıyı okuyan Emetli,Hisarcıklı,Kütahyalı tüm vatandaşlarımıza seslenerek uyarmak istiyorum. SÜLFİRİKASİT  BU YÖRELERİN SONU DEMEKTİR.

Ama geleceğin gazetecileri için gaziemet arşivlerime notumu düşüyorum…Ben görevimi yaptım. Halkımızı uyardım.

            Zehir saçacak fabrikaya karşıyım kardeşim… Çocuklarım için,torunlarım için Emet ve Hisarcık halkım için… Karşıyım…Bu böyle biline!

Torpil Nasıl Yapılır ?

Yıl 1934, o dönemde Milli Eğitim Bakanlığı Ulus'tadır. Bakan ise Niğdeli Abidin ÖZMEN'dir. Bakan, makamında çalışmaktadır. Kapı çalınır. Bakanın gür sesi: "Giriniz!"

Atatürk'ün yaverlerinden biri, yanında iki çocukla makama girerler. Konuklara yer gösterir ve zarfı açar ve dikkatle okur:

"Yaver Bey'le, size iki fakir ve kimsesiz çocuk gönderiyorum. Bu çocukları, uygun göreceğiniz bir liseye (parasız yatılı olarak) kaydını yaptırın..." 
Bu, Atatürk'ün bir emridir. Kesinlikle yerine getirilecektir. Bakan ÖZMEN, Orta Öğretim Genel Müdürünü çağırtır ve şu direktifi verir: "Yaver Bey'in yanındaki bu iki çocuğun evrakını alınız ve bu çocukların Haydarpaşa Lisesi'ne paralı yatılı olarak kaydını yaptırıp her ikisi için de üçer yıllık paralı yatılı makbuzlarının veli ve ödeyen hanesine Atatürk'ün ismini yazdırarak bana getiriniz." der.

Bakanın emri yerine getirilmiştir. Abidin ÖZMEN de kısa bir mektup yazarak Yaver Bey'le Atatürk'e yollar. Mektubun içeriği şöyledir:
"Muhterem Atatürk, Yaver Bey'le göndermiş olduğunuz iki çocuk hakkında emirlerinizi aldım. Ancak, arkasında Türkiye Cumhuriyeti' nin kurucusu ve Cumhurbaşkanı Atatürk gibi biri bulunduğu için; bu çocuğu fakir ve kimsesiz olarak kabul etmeme, hem yasalarımız, hem de mantığımız izin vermedi. Bu nedenle her iki çocuğunda emirleriniz gereği Haydarpaşa Lisesi'ne paralı yatılı olarak kayıtlarını yaptırdım. Çocukların üçer yıllık okul taksitlerine ait makbuzları ek'te takdim ediyorum..."
Atatürk bu mektup üzerine, devrin Başbakanı İsmet İnönü'ye telefon ederek: 
"Bak senin Milli Eğitim Bakanın bana ne yaptı." diyerek olayı anlatmış. 
İnönü, Bakan adına özür dilemiş. 
Atatürk: "Yok! demiş özür dileme. Çok memnun oldum. Keşke her devlet adamı bu medeni cesarete sahip olabilse ve  doğruyu gösterebilse. "

Bir şeyler yazmaya gerek var mı? Bence yok… İyi haftalar

 

 

 

 

ercankolku@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!