Vekilleri Seçmek Kadar Geri Çağırma Hakkımızda Olmalı!


“Şans, Talih, Kader, Kısmet Demokrasisi !” 
Demokrasi diyoruz adına, 4 ila 5 yıl arasında limon sandıkları gibi sandıklar geliyor önümüze. Seçimler yapıyoruz, sandıktan birileri çıkıyor
(Sandığa koyan sen değilsin ? Ne çıkarsa bahtına !)
Gariptir bu seçimler bana hep Şans, talih kader kısmet oyununu hatırlatır.
Ne oyundu ama ?
Çikolata yeme adına bir dünya saman yenilen; verilen parayla bakkaldan daha iyi çikolata alınabilecekken, az parayla büyük hediye kapma uyanıklığı !
Biraz oyun açayım isterseniz;
Bizim kuşak bilir; "Şans, talih, kader, kısmet" denen büyükçe bir paketi olan, Lotaryanın çok çok basiti, "çekilerek" hem oynanan, hem de sahibine para kazandıran bir oyun. Büyük bir mukavva kutu içinde türlü değerde hediyeler. Paketin altı "saman" döşeli. Saman dediğimiz şey; şimdiki bin bir çeşit gofretin içindeki tatsız, beyaz, kıtır kıtır bir bölüm vardır. Bunun üstüne çikolatalar kaplandı mı bildiğimiz gofret olur. İşte o, çikolatasız olanları… 2. katta çikolatalar. Şansına çıksın diye bir dünya saman yenilen tipte güzel ambalajlı çikolatalar. Daha sonra en üstte türüne göre, ayna, tarak, kız bebek, araba. 1 numara denilen 2 hediye. Siz satıyorsanız şans oyununun 1 numaraları erken çıkmasın diye dua edersiniz.
Sonra ince iki mukavva arasına konulan jelatin kâğıt. Altında numaralar. İğne ile kazı. Kaç numara ? Boş… Ye samanı… Bir daha kazı… Ne çıktı, ayna… Al o paraya aldığın laf ola aynasına ve salaklığına gül. Bir daha çek… Hah 2, biraz iyi bir şey olsa gerek… Uzatılarak büyük gösterilmiş, 20 gram çikolata…
Ye kardeşim afiyet olsun.
“HALKIN GÜCÜ” HOŞ LAF DA !
Neyse, oyunu şimdilik bir yana bırakıp biz demokrasiye dönelim.
Demokrasi ; “Demos” ve “Kratos” kelimelerinden geliyor. Yani “halk” ve “güç” demek. Birleştirince “HALKIN GÜCÜ” oluyor ve kulağa çok hoş geliyor. Ama maalesef bu hoşluk, hoşaf olup gidiyor. Dünyanın geneli bunu kullanıyor. KULLANMAK kelimesi ise lastik gibi her yere uzuyor.
4–5 yıl bir daha geri alamayacağımız yetkileri, birilerine devrediyoruz ve bunlar canımıza, malımıza, birikimimize, toprağımıza, toprağımızın altına, bizim hesabımıza yaptıkları borçlarla geleceğimize, ilişkilerimize, alım satımımıza, harcamamıza, gezmemize, konuşmamıza... Her şeye hâkim oluyorlar.
Sandıktan birileri çıkıyor da onları sandığa kim koyuyor ?
Halkın koymadığı kesin. Parti içi demokrasi uygulamayan partilerden, ülkede demokrasi uygulamalarını bekliyoruz !Ayrıca seçim sistemi ve barajlarla, sistemin öngörmediği kişilerin sandıktan çıkmaları da engelleniyor ki bunlar “kurallı engeller”. 
Bir de “kural dışı engeller” var ki, adayın kendini duyurması, propagandası yüksek maliyeti nedeniyle ancak dar bir kesim tarafından kullanılabilen bir özgürlük durumunda. Yani seçim değil, önünüze bun-ları koyduk, seçin, diyorlar.(Recai ALKAN)
Bunu değiştirmeye gücünüz yeter mi ? Hayır. Ama en azından şimdiki sakat sistemiyle bile iktidarlardan şunu talep edebiliriz. 
“Tamam kardeşim, sen koyuyorsun ben seçiyorum. Buraya kadar uyduk. Yalnız bir talebimiz var.
Eğer seçtiğin adamı beğenmezsek, bize değiştirme ve geri çağırma yetkisi ver.
Nasıl mı ?
Bakınız demokrasi ihraç edilmeye çalışılan Küba’da vatandaşın bu hakkı var. Kendini temsil eden vekili beğenmezse o yö-renin seçmeni tekrar sandığa gidip, gönderdiği vekili geri çağırabiliyor; ”Sen gel bakiim buraya. Beceremedin bu işi !” diye-biliyor. Bu güç seçilmişe itici güç oluyor, gerçek anlamda halka hesap verebilirlik oluyor. 


KAZINMIŞ, KARALANMIŞ, YIRTIK AMBALAJLI ÜRÜNLERİ ALMAYINIZ
Almayalım da, sen de satma kardeşim.
Bak şimdi nerelere gittim. 
Çocukluğumda ben de özenmiştim bu işe… Samanpazarı’ndan aldırdığım şans oyunu kutusuyla çıktım mahalleye. Şener Şen’in “Domates, domates”vari seslenişleriyle bağırdım; ”Şans, talih kader, kısmet… İlk müşterim geldi bir çocuk… Uzattı 2,5’luğu… Aldı iğneyi eline… Kazıdı 1 numara… E, gitti bizim güzel hediye… Bir daha kazıdı saman. Oh be, yırttık. Hırslandı, 3. kazıdı, diğer 1 numara gitti.
E, haliyle oyun bitti. Samanlar elde kaldı, Otur ye… Daha topladığımız para, verdiğimiz paranın 5’te biri… Zarara bak… Kızgınlıkla gittim eve. Çikolata jelatinlerini araya soksam, birler kapansa.. Olmuyor ki belli olacak. Meretin hilesi de belli oluyor. Olmucak bu iş. Neyse ki teyzem yetişmişti imdadıma; “Al 10 lirayı, o kadar oynayacağım ben)))”
Bizdeki seçim “Şans, talih, kader, kısmet” seçimleri… Ülke geneline baktın mı samanı bol, hediyeleri az… Arada orijinalliği bozulmasın demokrasilerle, süslü ek jelatin kâğıtları… Aynı 1 numaralar, çek dur sıkılasıya.
Oyundaki gibi, pazarlık şansın da yok; ”Ya şu iki samanı versem, bir de çıkan aynayı, çikolatayı versen ?” Mümkünü yok olmaz bitti bu iş. Yeni oyun kartonu gelesiye idare edeceksin.
Demokrasi elbette ki çocuk oyuncağı değildir, olmamalı da. Madem mevcut sistemde, halkın iradesini meclise tam yansıtamıyor, onların istediklerini önlerine koyamıyoruz, bari denetim mekanizmasını işletmelerine izin verelim. Beğenmeyen, çalış-mayan vekili geri çağırma hakkımızı verin.
Bakın, sloganı bile kulağa hoş geliyor; Vekili geri çağırma hakkım engellenemez.
“Susma, sustukça, saman sana da gelecek!…”

ercankolku@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI