YÜREĞİ VATAN VE ATATÜRK SEVGİSİ DOLU OLANLARA SELAM OLSUN


Yönetim kurulu üyesi olarak görev aldığım Emet Atatürkçü Düşünce  derneği şubemiz güzel bir çalışmaya imza atarak Ege illeri eşgüdüm toplantısının ilçemizde gerçekleşmesini sağladı. Genel başkan sayın Tansel Çölaşan’ında katıldığı hafta sonu programında Ege bölgesi şube başkanlarımızla bir araya geldik.

            Genel başkan yardımcımız Tolga Kale ,Emet şube başkanımız Erol Usta ve başkan yardımcımız Hakkı Özhan’ın özverili çalışmaları, Kütahya il başkanımız Ruhsen Kumdalı Simav şube başkanımız Gülcan Bütün hanımefendilerinde bizlerle beraber birer ev sahibi gibi sahiplendiği organizasyonumuzla  güzel ve dolu dolu bir hafta sonu geçirdik.(Emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler). Organizasyon için gerekli desteği veren ve huzurlu bir  etkinlik gerçekleşmesini temin eden Emet termal resort müdürümüz Ramazna Sezer ve otle personelimize de ayrıca teşekkür etmek gerekir…

            Fikirsel anlamda  görüş alışverişleri, alanında uzman kadrolarımızla bilgi  tazelemeler ile beyinsel bir ziyafet vardı programımızda… Tabi birde dernek içi daha iyiye gitme, kurumsallaşma adına yer yer tartışarak yer yer fikirler sunarak  daha iyiye ulaşma adına mücadele vardı…

            Çünkü  Atatürk’ün kurduğu bir Cumhuriyet ülkesinde bugün Atatürkçü düşünce adı altında bir dernek kurup çalışmak zorunda hissediyorsak kendimizi, Cumhuriyetimiz adına ciddi anlamda tehditler olduğu bir gerçektir.

            Atatürk’ün bedensel varlığının artık aramızda bulunmamasından cesaret alan içteki ve dıştaki kimi olumsuz güçler, O’nun yeni Türk Devletini yaratma doğrultusunda ilk adımı attığı 19 Mayıs 1919’un üzerinden tam 98 yılın geçtiği bu günlerde, Atatürk devrim ve ilkelerine karşı, açık ya da kapalı saldırılarını doruğa ulaştırmış bulunmaktadır. Bundan daha kötüsü, plânlı ve sinsi bir çalışma ile, o devrim ve ilkeleri gelecekte yok etmek çabası içindeler.

Oysa Atatürk;

Sadece “bağımsızlığı tümüyle tehlikeye düşmüş Türk Ulusunu ve yurdunu emperyalist güçlerin işgalinden kurtaran bir büyük asker “değildir.

O, bunun çok daha ötesinde, örneğin siyasal, kültürel ve ekonomik alanlar başta olmak üzere, her alanda bağımsızlığımızı yok edici ya da kısıtlayıcı olumsuz bağları koparan;

Ulusal egemenliği gerçekleştirerek Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran ;

Kişisel inançlara dokunmayarak, toplumumuzu Ortaçağ zihniyetinden kaynaklanan “nakil”e dayalı kurum ve kurallardan kurtarıp, sürekli biçimde çağdaş ve uygar bir ulus olmanın ve böyle kalmanın yollarını gösteren , “akıl”a dayalı lâik düşünce, lâik hukuk ve lâik öğretim sistemlerini toplum yaşamında egemen kılan;

Tüm özgürlüklerin ve insan haklarının sosyal Hukuk Devletinin ve çoğulcu demokrasinin yolunu açan;

Yüzyıllarca ikinci sınıf insan durumuna düşürülmüş Türk kadınını gerçek yerine yükseltip, eşit haklara ve eşit onura sahip insan ve yurttaş yaparak ,yapay eşitsizlikleri kaldıran;

İçten ve dıştan kaynaklanan her tür sömürüye karşı çıkarak, halkın yalnız siyasal değil, ekonomik ve sosyal alanda da gerçek efendi durumuna gelmesini ve tüm yurttaşların gönencini devletin varlık nedeni ve amacı sayan;

Ulusal ekonominin girişimcilerin keyfine, yalnız kâr ve rekabet mekanizmasına göre başıboş biçimde işlemesine değil, toplumun ve tüm yurttaşların gereksinimlerini karşılayacak biçimde devlet tarafından yönlendirilmesini ilke olarak benimsemiş ve benimsetmiş olan;

Yurdumuzun yeraltı ve yerüstü zenginliklerinden, Türkiye halkının yararlanmasını benimseyen ve kabul ettiren;

Misak-ı Millî sınırları içinde “Türk’üm” diyen herkesin Türk olduğu ölçütünü getirerek, ırkçılığı reddedip; yapıcı, olumlu ve çağdaş Türk Ulusalcılığını yaratarak, onu devletimizin temel ilkelerinden biri yapan;

Her yurttaşın eğitimden, bilimden ve sanattan payını almasını, “fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür kuşaklar”ın yetiştirilmesini devletin başta gelen görevi yapan;

Kültür emperyalizminden kurtulabilmemiz ve eğitimin yaygınlaştırılabilmesi için yeni Türk harflerini kabul etmenin yanında Türk dilinin arındırılması ve zenginleştirilmesini büyük bir toplumsal görev sayan;

Bütün ulusların insanlık ailesinin bir parçası olduğunu vurgulayarak, insanlığın bütünleşmesi düşüncesinin tohumlarını atan Çağdaş Devlet Kurucusudur.(ADD Kurucular kurulu 89)

Bu sevda, bu dava asla bitmeyecek, ve yarınlarda da Atamızın kurduğu Cumhuriyeti yaşatıp yükseltmek en temel görevimiz olacaktır. O sebeble hangi partide ,hangi görüşte olursa olsun yüreği Vatan,Millet ve Atatürk sevgisi ile dolu herkese binlerce selam olsun…

ercankolku@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI