İslam ve Gençlik-1 - Hakan Mert DOĞAN

İslam ve Gençlik-1


              İnsan bir yolcudur, ruhlar âleminden, anne karnından, çocukluktan, gençlikten, ihtiyarlıktan, kabirden, haşirden ve sırattan geçen bir yolculuğu vardır. Bu yolculuklar esnasında her menzilde üzerine düşen görevler ve vazifeler vardır. Bunların içinde en önemli dönem “gençlik” dönemidir. 
             İnsan hayatının en verimli çağı gençliğidir. Her şeyin tadının en güzel alındığı, her zorluğun üstesinden gelebilme gücünün en üst seviyede olduğu, hayatın her renginin insana en canlı geldiği zaman dilimidir gençlik.
             Kişinin buluğ çağına ermesiyle, kendisinin fizyolojik yapısını keşfetmeye başlamakta, biyolojik değişimlerini daha yakından takip edebilmektedir. Bu dönemde zihin melekelerinin daha iyi çalıştığı, enerjinin doruğa çıktığı eşsiz bir dönemdir. Milli ve manevi değerlerin aktarıldığı, kişilik ve kimliğin oturduğu, arkadaş ortamının en dikkatli seçileceği güzel ve bir o kadar da zorlu bir zaman dilimidir. Sağlam ve uzun ömürlü dostluklarda bu dönemde kazanılır. Aslına bakılırsa aile bireylerine bu dönemde gereğinden fazla iş düşmektedir. Karşılıklı anlayış içerisinde, birbirini kırmadan ve üzmeden hareket edilmeli, ileride pişman olunacak hatalardan kaçınılmalıdır. Aile üyelerinin, evin genç bireyine tutum ve davranışları, ne çok baskıcı ne de fazla ilgisiz olmamalı. Genç kardeşimiz de bu durumun bilincinde olup, hal, söylem ve hareketlerinde son derece titiz olmalıdır. 
            İslam dini gençliğin güzel geçirilmesine çok önem vermiş, bu zaman diliminde kişinin hayatını sıkıntıya sokacak davranışlardan kaçınmasını istemiştir. Bu konuda yine başlarımızın tacı olan ailelerimizin özverili ve sahiplenici tutumu bizleri yalpalamaktan kurtaran en önemli unsurdur.
           Gençlerimize maddi ve manevi alanda vermemiz gereken birçok önemli hususlar vardır. Manevi hayatlarının gelişmesinde ilk başta vermemiz gereken en önemli sorumlulukların başında inanç gelmektedir. Bu manada Allah’ı, Peygamberimizi, Kitabımızı ve dinimizi tanımanın kalbe yerleşeceği çağ gençlik çağıdır. İman alanında hatalara düşmemek için sağlam ve sahih kaynaklardan, doğru bilgileri hıfzımıza geçirdiğimizde din adına bizleri kimsenin kandıramayacağını bilerek hareket ederiz. Önümüzde Kuran ve Sünnet gibi sağlam iki kaynak varken, bizler farklı arayışlar içerisine giriyoruz. Elimizde olan ve bir harfi dahi değişmeden günümüze kadar gelen Kuranı anlama ve tatbik etme çabasına ne yazık ki yanaşmıyoruz. Rabbimiz soruların bu kitaptan çıkacağını söylemesine rağmen bizler başka kitaplara çalışmaya devam ediyoruz. Bunun sonucunda öğrendiğimizi ve uyguladığımız dini doğru sanıyoruz. Burada değinmeden geçemeyeceğim bir husus var. Gençlerimiz sorgulamadan, Kuran süzgecinden geçirmeden, sahih hadisler ışığında hareket etmeden hiçbir meseleyi kabul etmemelidir. 
          15 Temmuz hain darbe girişimi bizlere, dinin nasıl alçakça emellere kurban edildiğini gösterdi. FETÖ bu ahtapotun sadece bir kolu olduğunu unutmayalım. Hocasının kitaplarını Allah’ın kitabından daha fazla okutan her cemaat ve tarikat Allah’a kul değil, kendisine mürit yetiştirmek için çalıştığını bilelim. Bizler uyanık olmaz isek bugün FETÖ gider başka biri gelir. Bu gibi yapılanmaların kontrolü Diyanet İşleri Başkanlığının çatısı ve denetimi altında olmadığı sürece bizleri din adına kandıranlar bitmeyecektir. Gençlerimiz cemaat arıyorsa camiye gelsin, örnek arıyorsa Peygamberimizi alsın, kitap arıyorsa Kurana baksın. Yoksa kukla olmaktan öteye gidemeyeceklerdir.
         İman ilkelerinden sonra bir başka önemli husus ise, ibadetlerdir. Genç kardeşlerimize Allah’ın razı olacağı bir ibadet hayatını kendilerine aktarmalı ve ibadet hayatlarının gelişmesinde yardımcı olunmalıdır. İbadetlerin özündeki mana ve derinlik anlaşıldığında, Rabbimize yakınlık ve muhabbetimiz de o derece artacaktır. Hayatımıza aktarabildiğimiz takdirde göreceğiz ki, Rabbimizin emrettiği ibadetlerin mana ve mahiyeti bizleri haramlardan ve yasaklardan kurtaracak, Sırat-ı Müstakim üzere ilerlememizi sağlayacaktır. Bu sebeple gençlerimizin ibadet hayatlarını güzelleştirmek için onlara örnek olmalı ve ibadet yapmaları için güzel söz ve davranış modelleriyle teşvik etmeliyiz.
          Son olarak bir ülkenin geleceği, en büyük enerjisi gençliktir. Gençliğin başıboş bırakılması, milli ve manevi değerlerden yoksun olarak yetiştirilmesi toplumlar için büyük sıkıntılar doğuracaktır. Bu sebeple gözümüzün nuru olan genç kardeşlerimizi ilimle, irfanla, imanla, güzel ahlakla yetiştirmek için elimizden gelen bütün gayretleri göstermeliyiz. 
         İslam ve gençlik konusunu bir haftayla sınırlı tutmayacağımı bilmenizi isterim. Allah nasip ederse bir sonraki haftada da, bu konunun devamı niteliğinde bir yazıyla karşınıza çıkmayı arzuluyorum. Rabbim vatanını ve milletini seven, geçmişten almış olduğu enerjisini geleceğe aktarabilen gençler yetiştirmeyi cümlemize nasip etsin.
HAKAN MERT DOĞAN
YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ 
İLAHİYAT FAKÜLTESİ ÖĞRENCİSİ       
 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
09Haz

İslam ve Gençlik-3

02Haz

İslam ve Gençlik-2

26May

İslam ve Gençlik-1

20May

Özlenen Duygu 'Haya'

12May

Ramazanı Uğurlarken